|
| dâfi | | defi'de, savuda bulunan kimse ... |
| Dahiliye Vekâleti | | İçişleri Bakanlığı ... |
| dâyin | | borç veren, alacaklı ... |
| deâvî | | davalar ... |
| değer baha | | bir malın iktisadi duruma göre kıymetini ifade eden fiyat ... |
| def'aten | | bir defada; birden ... |
| def'i def | | def'e karşı def'; savuya karşı savu ... |
| defaât | | kereler; kezler; yollar ... |
| defâtir | | defterler; birlikte dikilmiş kağıtlar ... |
| defter-hâne | | taşınmaz mallara ilişkin tasarrufların kayıt ... |
| defter-i hakanî | | eskiden taşınmaz mala ilişkin tasarruf işlemlerinin kayıt ve tescil edildiği ... |
| defter-i hakanî idaresi | | eskiden taşınmaz mala ilişkin tasarruf işlemlerinin kayıt ve tescil edildiği ... |
| delâlet | | gösterme; yol gösterme; kılavuzluk; iz; işaret; aracılık ... |
| delâlet-i bil'işare | | işaret ederek, hatırlatarak gösterme ... |
| delil | | kanıt; tanıt; ipucu ... |
| delil-i celî | | aşikar delil; belli, apaçık kanıt ... |
| demirbaş | | Bir taşınmazın kiraya verilmesinde kiraya dahil olan, kiralamanın sonunda aynı ... |
| demokratik devlet | | halkın devlet yönetimine katılması esasına dayanan devlettir. ... |
| depozito | | Bir sözleşmeden dolayı doğabilecek zararlara karşı verilen teminat; bir taahhüt ... |
| der-akap | | hemen; arkasından ... |
| der-dest-i rü'yet | | dava görülmek üzere ele alınan, eldeki dava ... |
| der-kâr | | malum; aşikar; bilinen; belli ... |
| der-piş | | en önde; göz önünde bulunan; öngörü ... |
| der-pîş etmek | | öngörme; göz önünde bulundurma ... |
| der-uhte | | üstüne alma; yüklenme; üstlenme; sağlama ... |
|